top of page

Ankilozan Spondilit (AS)

Nedir, Belirtileri ve Tedavisi — Hasta Bilgilendirme Rehberi

Ankilozan Spondilit Nedir?

Ankilozan spondilit (kısaca AS), öncelikle omurgayı ve omurganın leğen kemiğine bağlandığı sakroiliak eklemleri etkileyen, iltihaplı bir romatizmal hastalıktır. Bel, sırt ve boyunda ağrı ve tutukluğa yol açar; zamanla omurga hareketlerinde kısıtlanmaya neden olabilir.

Ankilozan spondilit, “spondiloartrit” adı verilen bir hastalık ailesinin bir üyesidir. Bu ailede ayrıca psöriyatik artrit (sedef hastalığına eşlik eden eklem iltihabı) ve bağırsak iltihabına eşlik eden artritler de yer alır.

Yeni Terminoloji: Aksiyal Spondiloartrit

Günümüzde, hastalığın erken ve klasik formlarını birlikte kapsayan “aksiyal spondiloartrit” kavramı geliştirilmiştir. Bu çatı altında iki alttipten söz edilir. Belirti ve muayene bulguları olduğu halde henüz röntgende belirgin değişiklik görülmeyen tipe “radyografik olmayan aksiyal spondiloartrit” denir; uygun klinik bulguları olan hastalarda bu alt tip, MR bulguları ve/veya HLA-B27 pozitifliği ile sınıflandırılır. Zamanla röntgende de değişiklik gelişirse, “radyografik aksiyal spondiloartrit” yani klasik ankilozan spondilit tablosu ortaya çıkar. Önemli olan nokta şudur: erken tipteki birçok hasta hiçbir zaman ileri evreye ilerlemez ve her iki tipte de tedaviler aynı ölçüde etkilidir.

Belirtileri Nelerdir?

En sık ve genellikle ilk belirti bel ağrısıdır. Ancak ankilozan spondilitteki bel ağrısının, sıradan mekanik bel ağrısından ayrılan tipik özellikleri vardır. Bu ağrı inflamatuar (yangısal) özellikler gösterir.

​İnflamatuar Bel Ağrısı

•Genç erişkinlik döneminde, çoğunlukla 45 yaşından önce başlar.

•Yavaş ve sinsi başlar (ani bir zorlanma veya bel fıtığı gibi değil).

•Üç aydan uzun sürer.•Dinlenmekle, özellikle sabahları artar; hareketle azalır.

•Çoğu zaman gecenin ikinci yarısında hastayı uykudan uyandırır.

•Bir sağ bir sol kalçaya geçen, dönüşümlü kalça-kaba et ağrısı şeklinde olabilir.

Hastalar bu durumu genellikle “sabahları belim tutuk, kaskatı oluyor”, “geceleri ağrıdan uyanıyorum”, “hareket edince açılıyorum” şeklinde tarif eder.

Sabah tutukluğu tipiktir ve genellikle yarım saatten uzun sürer. Zamanla sırt ve boyun hareketleri kısıtlanabilir; ayakkabı veya çorap giymek gibi öne eğilme gerektiren hareketler zorlaşabilir.

İlerlemiş olgularda, başın öne doğru eğildiği “kambur” duruş gelişebilir — ancak düzenli duruş (postür) egzersizleriyle bu büyük ölçüde önlenebilir.

Bel/sirt  dışında başka belirtiler de görülebilir: kalça ve topuk ağrısı (özellikle topuk arkasında veya ayak tabanında), diz veya ayak bileği gibi eklemlerde ağrı ve şişlik, parmaklarda “sosis parmak” denilen şişlikler, halsizlik ve yorgunluk.

 

Eklem Dışı Bulgular

Ankilozan spondilit yalnızca omurga ve eklemleri değil, bazen diğer organları da etkileyebilir. Daha seyrek olarak sedef hastalığı (psöriyazis) veya bağırsak iltihabı (Crohn, ülseratif kolit) eşlik edebilir. Bu nedenle ankilozan spondilit bütüncül olarak değerlendirilmesi gereken bir hastalıktır.

Göz İltihabına Dikkat (Ön Üveit)

En sık görülen eklem dışı bulgu göz iltihabıdır (ön üveit): gözde kızarıklık, ağrı, bulanık görme ve ışığa hassasiyet yapar. Bu durum acil değerlendirme gerektirir; bu belirtiler ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden bir göz hekimine başvurun ve ankilozan spondilit tanınızı belirtin.

 

Kimlerde Daha Sık Görülür?

Belirtiler genellikle 20-30 yaşları arasında başlar. Hastalık bazı ailelerde daha sık görülür; anne, baba veya kardeşinde ankilozan spondilit olan kişilerde risk artar. HLA-B27 adı verilen bir genin varlığı da riski yükseltir. Sigara içmek, sizin değiştirebileceğiniz en önemli risk faktörüdür — sigara içen hastalarda ağrı ve hareket kısıtlılığı daha fazladır ve omurgadaki hasar daha hızlı ilerler.

 

Nasıl Teşhis Edilir?

Ankilozan spondiliti tek başına kesinleştiren tek bir test yoktur. Tanı; hastanın şikâyetleri, doktorun muayenesi, kan testleri ve görüntüleme yöntemleri (röntgen ve MR) bir arada değerlendirilerek konur. MR, röntgenden daha erken dönemde iltihabı gösterebildiği için erken tanıda değerlidir. HLA-B27 testi ve iltihap belirteçleri (CRP, sedimentasyon) tanıya yardımcı olabilir ancak tek başına tanı koydurmaz.

Tanı, deneyim gerektiren bir süreçtir ve bir kontrol listesiyle konulamaz. Bazı hastalarda kesin tanıya varmadan önce birkaç ay takip gerekebilir. Bu nedenle bu alanda deneyimli bir romatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmek önemlidir.

 

Nasıl Tedavi Edilir?

Ankilozan spondilit tedavisinin amaçları; ağrı ve tutukluğu gidermek, omurga hareketliliğini ve duruşu korumak, hastanın günlük yaşamını sürdürmesini sağlamak ve hastalığın yol açabileceği sorunları önlemektir. Tedavi her hastaya özel olarak, hastalığın yerleşimine (omurga mı, kol-bacak eklemleri mi) ve şiddetine göre planlanır.

Egzersiz ve Fizik Tedavi

Egzersiz, ankilozan spondilit tedavisinin temel ve vazgeçilmez bir parçasıdır; ilaç kadar önemlidir. Tanı konulduktan sonra mümkün olan en kısa sürede başlanmalı ve düzenli olarak sürdürülmelidir. Programda omurga ve gövde güçlendirme, esneme, nefes egzersizleri ve duruş (postür) egzersizleri yer almalıdır. Özellikle duruş egzersizleri, hastalığın yol açabileceği “kambur” duruşu önlemek açısından kritiktir. İdeal olan, bir fizyoterapist tarafından değerlendirilip kişiye özel bir program oluşturulması ve düzenli takip edilmesidir.

İlaç Tedavisi

Tedavide genellikle ilk basamak, iltihap giderici ağrı kesicilerdir (NSAİİ). Bu ilaçlar bel ağrısını ve tutukluğu kontrol etmede etkilidir; ancak tam etkilerini görebilmek için düzenli olarak ve birkaç hafta kullanılmaları gerekir. Bir ilaç yeterli gelmezse, başka bir iltihap giderici denenebilir.

Kol ve bacak eklemlerini de tutan hastalarda, hastalığın seyrini değiştiren ilaçlar (örneğin sülfasalazin, metotreksat) eklenebilir. Ancak bu ilaçların omurga belirtileri üzerinde etkisi sınırlıdır; daha çok periferik (kol-bacak) eklem tutulumunda fayda sağlarlar. Ağrılı tek bir eklem veya topuk varsa, o bölgeye kortizon enjeksiyonu yapılabilir.

İltihap giderici ilaçlara yeterli yanıt vermeyen, hastalığı aktif seyreden hastalarda biyolojik ilaçlar önemli bir dönüm noktasıdır. Bu grupta öncelikle anti-TNF ilaçlar kullanılır ve belirtilerde genellikle birkaç hafta içinde belirgin düzelme sağlar. Bir anti-TNF ilaca yanıt vermeyen hasta, bir diğerine yanıt verebilir. Anti-TNF'in uygun olmadığı veya yetersiz kaldığı durumlarda, farklı bir mekanizmayla çalışan anti-IL-17 grubu ilaçlar bir alternatiftir. Ayrıca ağızdan alınabilen JAK inhibitörleri de seçenekler arasına girmiştir. Hangi biyolojik ilacın uygun olduğu; hastalığın özelliklerine, eşlik eden durumlara (örneğin göz veya bağırsak tutulumu) ve olası yan etkilere göre kişiye özel belirlenir.

Not: Ağızdan kortizon (hap), ankilozan spondilit tedavisinde standart bir yöntem değildir.

Cerrahi

Çok ilerlemiş olgularda, ileri derecede hasarlı kalça eklemi için kalça protezi veya ağır omurga şekil bozuklukları için omurga cerrahisi gerekebilir. Ancak bu, hastaların yalnızca küçük bir kısmı için söz konusudur.

 

Kendiniz İçin Neler Yapabilirsiniz?

Düzenli egzersiz ve doğru duruşa özen göstermek hastalığın yönetiminde belki de en önemli kişisel katkıdır. Sigarayı bırakmak hem hastalığın ilerlemesini yavaşlatır hem de akciğer ve kalp sağlığını korur. Kemik sağlığı için yeterli kalsiyum ve D vitamini almak önemlidir. Uyurken ince bir yastık kullanmak, boyun şeklinin bozulmasını önlemeye yardımcı olur.

İlerlemiş Olgularda Omurga Kırığına Karşı Dikkat

İleri evrede omurgası sertleşmiş hastalarda, küçük düşmeler bile omurga kırığına yol açabilir. Aniden başlayan, önceki ağrılardan farklı karakterde ve şiddetli bir ağrı, kırığı akla getirmeli ve vakit kaybetmeden değerlendirilmelidir.Bu nedenle düşme önleyici tedbirler önemlidir: evdeki halı ve kablo gibi engelleri kaldırın, araçta her zaman emniyet kemeri takın ve darbeli sporlardan kaçının

Gebelik Düşünüyorsanız

Ankilozan spondilit ile sağlıklı bir gebelik mümkündür. Ancak bazı ilaçlar gebelikte kullanıma uygun olmadığından, gebelik planlamadan önce mutlaka romatoloji uzmanınıza danışın.

Erken Tanının Önemi

Ankilozan spondilitte erken tanı, hastalığın seyrini doğrudan etkiler. Genç yaşta başlayan, sabahları artan, hareketle azalan, üç aydan uzun süren bel ağrısı, sıradan bir bel ağrısı olmayabilir. Bu tip şikâyetler yaşıyorsanız, bir romatoloji uzmanına başvurmayı geciktirmeyin. Erken başlanan tedavi ve düzenli egzersiz, hareket kısıtlılığını ve kalıcı duruş bozukluklarını büyük ölçüde önleyebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel muayene yerine geçmez. Şikâyetlerinizin değerlendirilmesi ve size uygun tedavi seçeneklerinin belirlenmesi için randevu alarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yalı, 6523 Sokak Park Yasam Ticaret Merkezi

32/A Kat:3 D:316  Karşıyaka İZMİR

© 2026 Prof. Dr. Nurullah Akkoç

bottom of page