top of page

Romatizmal Hastalıklarda Biyolojik ve Hedefe Yönelik İlaçlar Kanser Riskini Artırır mı?

  Kapsamlı güncelleme: 26 Temmuz 2026

Romatoid artrit, ankilozan spondilit veya psöriyatik artrit nedeniyle biyolojik bir ilaç kullanan ya da kullanması önerilen hastaların en sık sorduğu sorulardan biri şudur: “Bağışıklık sistemimi baskılayan bu ilaç bende kanser riski yaratır mı? Ya da geçmişte geçirdiğim bir kanseri geri getirir mi?” Bu endişe son derece anlaşılırdır. Bu yazıda, güncel bilimsel kanıtlar ve 2024 yılında yayımlanan uluslararası öneriler ışığında bu soruyu olabildiğince dengeli ve anlaşılır biçimde yanıtlamaya çalışacağım.

Baştan bir noktayı belirtmekte yarar var: Bu konudaki en güçlü ve en geniş kanıtlar romatoid artrit ve TNF inhibitörleri için elimizde. Diğer hastalıklar (ankilozan spondilit, psöriyatik artrit) ve daha yeni ilaç grupları (IL-17, IL-23 inhibitörleri) için uzun dönem ve özellikle geçirilmiş kanser bağlamındaki veriler henüz daha sınırlıdır. Bu nedenle yazı boyunca, hangi ifadenin ne kadar güçlü kanıta dayandığını olabildiğince ayırt etmeye çalışacağım.

Bu Endişe Nereden Kaynaklanıyor?

Biyolojik ilaçlar (TNF inhibitörleri, IL-17 inhibitörleri, IL-6 inhibitörleri, rituksimab, abatasept gibi) bağışıklık sisteminin belirli yollarını hedef alarak baskılar. Bağışıklık sistemi aynı zamanda vücutta ortaya çıkan anormal hücreleri denetleyen bir bekçi görevi de gördüğü için, “bu sistemi baskılarsak kanserden korunmamız zayıflar mı?” sorusu teorik olarak akla gelir.

Bu kaygı tarihsel bir temele de dayanır. TNF inhibitörlerinin kullanılmaya başlandığı ilk yıllarda bildirilen lenfoma ve diğer kanser olguları güvenlik kaygısı yarattı. Bu nedenle kanser riski, ilaçların ruhsatlandırılmasından sonra da uzun süreli kayıt çalışmalarıyla yakından izlendi. O günden bu yana dünyada milyonlarca hasta bu ilaçları kullandı ve günümüzde özellikle TNF inhibitörleri hakkında elimizde çok daha geniş ve genel olarak güven verici veriler bulunmaktadır.

Romatoid artritin kendisi, özellikle uzun süre yüksek hastalık aktivitesiyle seyrettiğinde lenfoma riskini artırabilir. Biyolojik ilaçlar ve lenfoma arasındaki ilişkiyi ayrı bir yazıda ayrıntılı olarak ele aldım: Romatoid Artrit Tedavisinde Biyolojik İlaçlar ve Lenfoma Riski.

Biyolojik İlaçlar Yeni Bir Kanser Riski Yaratıyor mu?

Kısa yanıt: Özellikle TNF inhibitörleri için elde edilen geniş veriler, genel kanser riskinde belirgin bir artış göstermemektedir. Diğer biyolojik ilaç grupları için de sonuçlar genel olarak güven vericidir; ancak her ilaç sınıfı ve her kanser türü için kanıt miktarı aynı değildir. İlk yıllarda bazı çalışmalarda lenfoma ve deri kanserlerinde küçük bir artış sinyali görülmüşse de, geniş kapsamlı çalışmalar bu endişeyi genel olarak doğrulamamıştır.

Burada önemli bir noktayı da hatırlatmak gerekir: Romatoid artrit gibi kronik enflamatuar hastalıkların kendisi de — hastalık kontrol altına alınmadığında — bazı kanser türleri (özellikle lenfoma) açısından hafif bir risk artışıyla ilişkilidir. Hastalığın etkili biçimde tedavi edilmesi, eklem hasarı ve sistemik iltihabın diğer sonuçlarını önlemek açısından her hâlükârda önemlidir. Özellikle RA’da iyi hastalık kontrolünün iltihapla ilişkili lenfoma riskini azaltabileceği düşünülmektedir; ancak bunun genel kanser riskini azalttığı kesin olarak gösterilmiş değildir.

Korunması gereken bir ayrıntı: deri kanseri

Genel kanser riski artmasa da, bazı çalışmalar biyolojik kullanan hastalarda melanom dışı deri kanserlerinde küçük bir artış olabileceğine işaret etmektedir. Bu nedenle, özellikle daha önce deri kanseri öyküsü olan hastalarda düzenli deri kontrolü ve güneşten korunma önerilir. Bu, ilacı bırakmak için bir neden değil; dikkatli izlem için bir gerekçedir.

Peki Geçmişte Kanser Geçirmiş Hastalarda Durum Ne?

Bu, günlük pratikte belki de en çok kaygı yaratan sorudur. “Beş yıl önce kanser tedavisi gördüm, şimdi iyileştim; biyolojik kullanmam eski kanserimi geri getirir mi?”

Bu konuda son yıllarda güçlü kanıtlar birikti. Önceden kanser öyküsü olan romatoid artrit hastalarını inceleyen çok sayıda çalışmanın toplu değerlendirmesinde, biyolojik ilaç başlanan hastalarda yeni ya da tekrarlayan kanser riskinin, biyolojik başlanmayanlara göre anlamlı biçimde artmadığı bulunmuştur (deri kanserleri ve melanom bu değerlendirmenin dışında ayrıca ele alınmalıdır). Danimarka’daki ulusal kayıtlara dayanan 2025 tarihli güncel çalışma da, remisyondaki belirli solid kanser öyküsü olan hastalarda benzer şekilde güven verici sonuçlar bildirmiştir. Ancak bu çalışma yalnızca meme, kolorektal, melanom, mesane, endometrium ve akciğer kanserlerini incelemiştir; sonuçları bütün kanser türlerine sınırsız biçimde genellemek doğru olmaz.

Yine de bilimsel dürüstlük adına şunu eklemek gerekir: Bu çalışmalar güven verici olsa da, sayıca sınırlı hasta içerdikleri için araştırmacılar “hoşgörülebilir küçük bir risk artışını tümüyle dışlayamıyoruz” diye not düşmektedir. Bu nedenle kanser öyküsü olan her hastada karar, hastalığın türü, evresi, ne kadar süre önce iyileştiği ve romatizmal hastalığın şiddeti göz önüne alınarak kişiye özelverilmelidir.

Uluslararası Öneriler Ne Diyor? (2024 EULAR)

2024 yılında Avrupa Romatoloji Birliği (EULAR), enflamatuar artriti ve kanser öyküsü olan hastalarda hedefe yönelik tedavilere başlarken romatologlara yol göstermek üzere ilk kez resmi bir “dikkate alınacak noktalar” belgesi yayımladı. Bu belgenin temel mesajı sadedir ve hastalar için de rahatlatıcıdır: Kanseri remisyonda olan bir hastada geçmiş kanser öyküsü, romatizma tedavisi için tek başına mutlak bir engel değildir. İlaç seçimi; kanserin türü, nüks riski, hastanın özellikleri ve romatizmal hastalığın kontrol gereksinimi birlikte değerlendirilerek yapılmalıdır.

 

Kanser öyküsü olan romatizmal hastalarda remisyon durumuna göre biyolojik tedavi karar akışı
Kanser öyküsü tek başına biyolojik tedaviye mutlak engel değildir; karar kanserin durumu ve bireysel risklere göre verilir.

Bu yaklaşım, geçmişte sık karşılaşılan “kanser geçirmiş, o hâlde biyolojik verilemez” refleksinden önemli bir kopuştur. Ancak mesajın “kanser geçirmiş herkes biyolojik kullanabilir” biçiminde anlaşılmaması gerekir. Belgenin özü şudur: kanser remisyondaysa, uygun tedavi sırf geçmiş kanser nedeniyle geciktirilmemelidir; kanser remisyonda değilse karar romatolog, onkolog ve hasta tarafından birlikte verilmelidir. Ayrıca hangi kanser ve hangi ilaç olduğu da önemlidir — bu ayrıntıya birazdan tabloda değineceğim.

Ya JAK İnhibitörleri? (Önemli Bir Ayrım)

Dikkat: JAK inhibitörleri “biyolojik” değildir

Tofasitinib, barisitinib, upadasitinib gibi JAK inhibitörleri ağızdan alınan, hedefe yönelik sentetik ilaçlardır — biyolojik ilaç sınıfına girmezler. Güvenlik profilleri de biyolojiklerden farklıdır ve bu nedenle ayrı değerlendirilmeleri gerekir.

JAK inhibitörleriyle ilgili yürütülen büyük bir güvenlik çalışması (ORAL Surveillance), 50 yaş ve üzerinde olan ve en az bir kardiyovasküler risk faktörü bulunan romatoid artrit hastalarında yürütüldü. Bu çalışmada, melanom dışı deri kanserleri hariç genel kanser sıklığı TNF inhibitörlerine göre daha yüksek bulundu. Fark özellikle ileri yaştaki, uzun süre sigara kullanmış ve kardiyovasküler riski yüksek hastalarda daha belirgindi; akciğer kanseri öne çıkan kanser türlerinden biriydi.

Bu nedenle JAK inhibitörleri, ileri yaşta ve ek risk faktörü olan hastalarda daha temkinli kullanılır. Daha genç ve düşük riskli hastalarda aynı büyüklükte bir risk gösterilmemiştir; ancak riskin tamamen bulunmadığı da kesin olarak söylenemez. Bu ayrım, “biyolojik kullanıyorum” diyen bir hastanın aslında hangi ilaç grubunu kullandığının neden önemli olduğunu gösterir — doğru bilgi, doğru sınıflandırmayla başlar.


İlaç Grupları ve Kanser Riski

İlaç grubu

Genel kanser verisi

Kanser öyküsünde yaklaşım

TNF inhibitörleri

Genel kanser riskinde belirgin artış gösterilmedi

Melanom dışı solid kanser öyküsünde en geniş kanıt bu gruptadır

IL-17 / IL-23 inhibitörleri

Şimdiye kadarki veriler genel olarak güven verici

Geçirilmiş kanserde uzun dönem veri daha sınırlıdır

Rituksimab

Belirgin genel kanser sinyali yok

Özellikle lenfoma öyküsünde tercih edilebilir

Abatasept

Genel olarak güven verici, bazı belirsizlikler var

Alternatif yoksa temkinle düşünülür

JAK inhibitörleri

Yüksek riskli RA grubunda TNF inhibitörlerine göre artmış malignite sinyali

Alternatif yoksa dikkatle değerlendirilir

Not: Bu tablo genel bir özettir ve kişisel tıbbi tavsiye yerine geçmez. Çeşitli biyolojik ve hedefe yönelik tedavileri karşılaştıran kayıt çalışmaları (örneğin BIOBADASER) aralarında anlamlı fark göstermemekle birlikte, geçirilmiş kanserli hasta ve olay sayısı sınırlı olduğundan, tek tek ilaçların eşit derecede güvenli olduğunu kanıtlayacak istatistiksel güce çoğu zaman ulaşamamaktadır. Her hastanın durumu kendine özgüdür.

Sık Sorulan Sorular

Biyolojik ilaç kullanırsam kanser olma riskim artar mı?

Güncel kanıtlar, biyolojik ilaçların genel kanser riskini belirgin biçimde artırmadığını göstermektedir. Güneşten korunmak önemlidir; daha önce deri kanseri geçirmiş veya başka risk faktörleri bulunan hastalarda dermatolojik izlem ayrıca planlanır. Ayrıca, romatizmal hastalığın etkili tedavisi başlı başına önemli bir yarardır.

Daha önce kanser geçirdim, biyolojik kullanabilir miyim?

Kanseriniz remisyondaysa çoğu durumda uygun bir romatizma tedavisi kullanılabilir. Ancak hangi ilacın seçileceği kanserin türüne, nüks riskine, geçen süreye ve romatizmal hastalığın aktivitesine göre romatolog ve gerektiğinde onkolog tarafından birlikte değerlendirilir.

JAK inhibitörleri de biyolojik mi?

Hayır. JAK inhibitörleri ağızdan alınan hedefe yönelik sentetik ilaçlardır ve güvenlik profilleri farklıdır. Özellikle ileri yaşta ve kalp-damar riski olan hastalarda daha temkinli değerlendirilirler.

İlacı kanser korkusuyla bırakmalı mıyım?

Doktorunuza danışmadan ilacı bırakmak genellikle doğru değildir. Kontrolsüz kalan romatizmal hastalığın kendisi de zarar verir. Endişeniz varsa, doğru olan ilacı kesmek değil, doktorunuzla konuşmaktır.

Ne sıklıkta kontrol yaptırmalıyım?

Bu, kullandığınız ilaca ve kişisel risk faktörlerinize göre değişir. Yaşınıza ve cinsiyetinize uygun rutin kanser taramalarını (örneğin meme, kolon) aksatmamanız gerekir. Deri kanseri öykünüz, yoğun güneş maruziyetiniz veya başka risk faktörleriniz varsa deri muayenesinin sıklığı ayrıca planlanır.

Sonuç: Tek Cümlede Mesaj

Biyolojik ilaçlar, güncel kanıtlar ışığında genel kanser riskini belirgin biçimde artırmaz; remisyondaki geçmiş bir kanser de çoğu zaman uygun romatizma tedavisine mutlak engel değildir. Doğru yaklaşım, korkuyla ilaçtan kaçmak değil, romatolog ve gerektiğinde onkologla birlikte kişiye özel bir yarar-risk dengesi kurmaktır.

Kaynaklar

1. Sebbag E, et al. 2024 EULAR points to consider on the initiation of targeted therapies in patients with inflammatory arthritis and a history of cancer. Ann Rheum Dis. 2024 Dec 20 (çevrim içi). doi:10.1136/ard-2024-225982.

2. Wetzman A, et al. Risk of Cancer After Initiation of Targeted Therapies in Patients With Rheumatoid Arthritis and a Prior Cancer: Systematic Review With Meta-Analysis. Arthritis Care Res (Hoboken). 2023;75(2):260-71. doi:10.1002/acr.24784.

3. Westermann R, et al. Cancer recurrence risk with bDMARD treatment in patients with rheumatoid arthritis and a history of cancer: a nationwide Danish register-based cohort study. RMD Open. 2025;11(2):e005247. doi:10.1136/rmdopen-2024-005247.

4. Shasti-Nazem B, Chandra S, Strouse J, Singh N. Treatment of Persons with Rheumatoid Arthritis with a History of Cancer. Curr Rheumatol Rep. 2025;27(1):34. doi:10.1007/s11926-025-01200-0.

5. Molina-Collada J, et al. Cancer risk with biologic and targeted synthetic DMARDs in patients with rheumatic diseases and previous malignancies: Results from the BIOBADASER register. Semin Arthritis Rheum. 2024 Feb;64:152341. doi:10.1016/j.semarthrit.2023.152341.

6. Curtis JR, et al. Malignancy risk with tofacitinib versus TNF inhibitors in rheumatoid arthritis (ORAL Surveillance). Ann Rheum Dis. 2023;82(3):331-343. doi:10.1136/ard-2022-222543.

Yorumlar


Yalı, 6523 Sokak Park Yasam Ticaret Merkezi

32/A Kat:3 D:316  Karşıyaka İZMİR

© 2026 Prof. Dr. Nurullah Akkoç

bottom of page